Anadolu’da eskilerin anlattığı çok meşhur bir taktik vardır: "Tilkiyi ininden çıkarmak için duman lazımdır." Bilirsiniz, tilki doğanın en kurnaz, en tetikte hayvanlarından biridir; öyle kolay kolay tuzağa düşmez, kendini kolay av yapmaz. Ancak en kurnaz canlının bile çaresiz kaldığı bir an, bir zaaf noktası mutlaka vardır.




Dumanın Gücü ve Kurnazlığın Sonu

Eskiler der ki; eğer inde bir tilki varsa, onu zorla dışarı çıkaramazsınız. Yapmanız gereken tek şey, inin girişine bir ateş yakmak ve o ateşin üzerine taze, yeşil otlar atmaktır. Yeşil ot ateşi boğar ve yoğun bir duman çıkartır. Siz inin çıkışını görebilecek bir noktada pusuda beklerken, o duman içeri süzülür.

Duman tilkiye ulaştığı an, o kurnaz hayvan ne yapacağını şaşırır. İçeride boğulmakla dışarı fırlamak arasında kalır ve sonunda can havliyle inden öyle bir hızla fırlar ki, ne yöne gideceğini bilemez. Duman yüzünden gözleri zayıflar, algısı kapanır ve adeta avcının kucağına düşer.




Peki, Buradan Ne Çıkarmalıyız?

Bu hikayeyi sadece bir avcılık tekniği olarak görmemek lazım. Hayatın içinde de "tilki" gibi kurnaz, her şeyi kendi lehine çevirmeye çalışan yapılar veya durumlarla karşılaşabiliriz. Ancak unutmamak gerekir ki;




  • En büyük kurnazlık bile sabır ve strateji karşısında yenilir.
  • Herkesin ve her durumun bir "duman" noktası, yani bir zaafı vardır.
  • Zorla yaptıramayacağınız şeyleri, şartları değiştirerek (yani dumanı vererek) gerçekleştirebilirsiniz.

Kurnazlık sizi bir yere kadar götürür ama doğru strateji her zaman sonuç verir. Eskilerin dediği gibi; tilkinin kurnazlığı varsa, insanın da dumanı var!